Mustafa Kemal 1881 yılında, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bir vilayet olan Selanik’te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Babasını küçük yaşta kaybettikten sonra ilkokulu Selanik’te Şemsi Efendi Mektebi ( İlkokul )’nde okudu. Öğrenimini Selanik Askerî Rüştiyesi (Ortaokul) ve Manastır Askerî İdadisi (Lise)’nde sürdürdü. 1899’da girdiği İstanbul Harbiye Mektebi’ni 1902 yılında piyade teğmeni rütbesi ile Harp Akademisi’ni de 1905’te kurmay yüzbaşı rütbesi ile bitirdi. Mustafa Kemal, 1905 yılında Şam’da 5. Ordu’da; 1907’de Makedonya’daki 3. Ordu’da görevlendirildi. Manastır ve Selanik’te görevli iken 1909’da İstanbul’daki ( 31 Mart Vak’ası) ayaklanmayı bastıran Hareket Ordusu’nda görev aldı ve ayaklanma başarıyla kısa sürede bastırıldı. Arnavutluk İsyanı’nı bastırma harekatına katıldı. 1911’de İtalya’nın Trablusgarp’a asker çıkarması üzerine Tobruk’a gönderildi. Tobruk ve Derne’de Türk kuvvetlerini başarı ile yönettikten sonra binbaşı rütbesiyle 1912 – 1913 yıllarında Balkan Savaşı’na katıldı; Edirne’yi Bulgaristan’dan geri alan kolorduda görev yaptı. 1913 – 1915 yıllarında Sofya’da ataşe olarak bulundu. Birinci Dünya Savaşı’nda, 1915’te 19. Tümen Komutanı olarak Çanakkale Savaşı’na katıldı. Gelibolu’da düşman saldırılarını başarı ile durdurdu; “Anafartalar Kahramanı” olarak ün kazandı.

1916’da Doğu Cephesi’ne kolordu komutanı olarak atandı ve generalliğe yükseltildi. Rus saldırılarını durduran Mustafa Kemal, Bingöl ve Muş’u düşmandan geri aldı. 1917’de Filistin ve Suriye’de görevli 7. Ordu Komutanlığı’na atandı. Aynı yıl Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya gitti.

Alman Genel Karargâhı ve Alman savaş cephelerinde incelemeler yaptı. 1918’de yeniden görevlendirildiği Suriye cephesinde 7. Ordu Komutanı iken, Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra İstanbul’a geldi. Ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak amacını gizli tutarak ordu müfettişliği görevi ile İstanbul’dan ayrıldı.

Karadeniz yoluyla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi’ni yayımladı. Türk milletine, “ Vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, azim ve kararlılıkla vatanın kurtarılması için Sivas’ta bir kongre toplanacağını” bildirdi. Ayrıca Osmanlı Hükümeti’nin verdiği görevden ve askerlikten istifa ederek 23 Temmuz 1919’da Erzurum’da, 4 Eylül 1919’da Sivas’ta toplanan kongrelerin başkanlığını yaptı.

Bu kongrelerde, “Düşman işgaline karşı milletin vatanı savunacağı, bu amaçla geçici bir hükümetin kurulacağı ve bir milli meclisin toplanacağı, manda ve himayenin kabul edilmeyeceği” kararları alındı ve açıklandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi, onun çabalarıyla 23 Nisan 1920’de Ankara’da tarihi görevine başladı; Mustafa Kemal, meclis ve hükümet başkanı seçildi. Osmanlı Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması’nı Türk milletinin kabul etmediğini dünyaya duyurdu.

İtilaf Devletleri’nin yardımıyla İzmir’i işgal eden Yunan kuvvetlerinin ilerlemesi 1921’de Birinci ve İkinci İnönü Savaşları’yla durduruldu. 23 Ağustos 1921’de yeniden saldıran Yunan ordusu bozguna uğratılarak Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Türk ordusu Sakarya Meydan Savaşı’nı zaferle sonuçlandırdı. 22 gün geceli gündüzlü süren bu savaşta Yunan ordusu ağır kayıplara uğratıldı.

Bu zafer nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal’e “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” unvanı verildi. Türk ordusu, vatanı düşman işgalinden kurtarmak için 26 Ağustos 1922’de karşı saldırıya başladı. Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Başkomutan Meydan Savaşı’nda (30 Ağustos 1922) Türk ordusu, Yunan ordusunun büyük kısmını yok etti. Bozguna uğrayarak kaçan düşman kuvvetlerini izleyen Türk ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdi. 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve İtilaf Devletleri işgal ettikleri Türk topraklarından çekildiler.

Kurtuluş Savaşı’nın ardından TBMM tarafından 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan edilirken Mustafa Kemal’de Cumhurbaşkanı seçildi. 1938’deki ölümüne dek arka arkaya 4 kez Cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, bu görevi en uzun süre yöneten Cumhurbaşkanı oldu.

Mustafa Kemal’e 24.11.1934 günlü, 2587 sayılı kanunla Atatürk soyadı verildi ve bu soyadın başkaları tarafından kullanılması yasaklandı.

Mustafa Kemal Atatürk, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın etkilerini hafifletmek ve ülkenin kalkınmasını hızlandırmak amacı ile 1933’te Beş Yıllık Sanayi Planı’nı başlattı. Aynı dönemde dış politikada da önemli adımlar atıldı; Milletler Cemiyeti’ne girilmesi (1932), Balkan Antantı’nın imzalanması (1934), Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936) ve Sadabat Paktı (1937) gibi girişimler Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada etkili bir aktör olarak öne çıkmasına katkıda bulundu. Atatürk, Hatay’ın anavatana katılması için yoğun bir diplomatik çaba sarf etti ve onun bu amacı vefatının ardından 1939 yılında gerçekleşti.

Atatürk, yalnızca Türk milletinin Kurtuluş Savaşı’nı başarı ile yöneten bir komutan değil, aynı zamanda gerçekleştirdiği devrimler ile de dahi bir devlet adamı idi. 57 yıl süren yaşamının büyük kısmında, milletinin ve vatanının bağımsızlığı ve mutluluğu için yılmadan çalıştı ve girdiği her mücadeleden zaferle çıktı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, cesur ve unutulmaz önderi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de aramızdan ayrıldı.

Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyet’i, ilelebet payidar kalacaktır!

  • 1881 Mustafa’nın Selanik’te dünyaya gelmesi.
  • 1893 Mustafa Selanik’teki Askeri Hazırlık Okuluna başlar ve burada öğretmeni tarafından kendisine ikinci ismi “Kemal” verilir.
  • 1895 Mustafa Kemal Manastırdaki Askeri Liseye başlar.
  • 1899 Mustafa Kemal İstanbul’da Harbiye’nin hazırlık sınıfına başlar.
  • 1902 Mustafa Kemal Harbiye’den mezun olur ve buradan sonra Harp Akademisine devam eder.
  • 11 Ocak 1905 Mustafa Kemal Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olur ve Şam’da bulunan Beşinci Orduda görev almak üzere Şam’a gönderilir.
  • Ekim 1906 Mustafa Kemal ve arkadaşları Şam’da “Vatan ve Hürriyet” adıyla gizli bir dernek kurarlar.
  • Eylül 1907 Mustafa Kemal Üçüncü Orduya tayin edilir ve Selanik’e gönderilir.
  • 13 Eylül 1911 Mustafa Kemal İstanbul’daki Genel Kurmaya tayin edilir.
  • 9 Ocak 1912 Mustafa Kemal Libya’daki Tobruk taarruzunu başarılı bir şekilde yönetir.
  • 25 Kasım 1912 Mustafa Kemal Hareket Başkanı olarak Akdeniz Boğazları özel Kuvvetlerine atanır.
  • 27 Ekim 1913 Mustafa Kemal Sofya’ya Askeri Ataşe olarak atanır.
  • 25 Nisan 1915 İttifak Devletleri Arıburnuna çıkarma yaparlar ve Mustafa Kemal Tümeni ile ilerlemelerini durdurur.
  • 9 Ağustos 1915 Mustafa Kemal Anafartalar Grup Kumandanlığına getirilir.
  • 1 Nisan 1916 Mustafa Kemal Tuğgeneralliğe terfi eder.
  • 6-7 Ağustos 1916 Mustafa Kemal Bitlis ve Muş’u düşmandan geri alır.
  • 31 Ekim 1918 Mustafa Kemal Yıldırım Orduları Grup Kumandanı olur.
  • 30 Nisan 1919 Mustafa Kemal Erzurum’da bulunan Dokuzuncu Orduya geniş yetkilerle Müfettiş olarak atanır.
  • 16 Mayıs 1919 Mustafa Kemal İstanbul’;u terkeder.
  • 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Samsun’a ayak basar.
  • 8 Temmuz 1919 Mustafa Kemal gerek Üçüncü Ordu Müfettişliği görevinden gerekse ordudan istifa eder.
  • 23 Temmuz 1919 Mustafa Kemal Erzurum Kongresi Başkanlığına getirilir.
  • 4 Eylül 1919 Mustafa Kemal Sivas Kongresi Başkanlığına getirilir.
  • 27 Aralık 1919 Mustafa Kemal İcra Heyeti ile Ankara’ya gelir.
  • 23 Nisan 1920 Mustafa Kemal Ankara’;da Türkiye Büyük Millet Meclisini açar.
  • 11 Mayıs 1920 Mustafa Kemal İstanbul hükümeti tarafından ölüme mahkum edilir.
  • 5 Ağustos 1921 Mustafa Kemal Büyük Millet Meclisi tarafından Başkumandan olarak atanır.
  • 23 Ağustos 1921 Türk birliklerinin Mustafa Kemal tarafından yönetildiği Sakarya savaşı başlar.
  • 19 Eylül 1921 Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ile Gazi unvanını verir.
  • 26 Ağustos 1922 Gazi Mustafa Kemal Büyük Taarruzu Kocatepe’den yönetmeye başlar.
  • 30 Ağustos 1922 Gazi Mustafa Kemal Paşa Dumlupınar savaşını kazanır.
  • 10 Eylül 1922 Gazi Mustafa Kemal İzmir’e girer.
  • 1 Kasım 1922 Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa Kemal'in Hilafetin kaldırılması Yönündeki önerisini kabul eder.
  • 14 Ocak 1923 Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım İzmir’de vefat eder.
  • 29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyetinin ilan edilmesi ve Gazi Mustafa Kemal’in ilk Cumhurbaşkanı seçilmesi.
  • 24 Ağustos 1924 Gazi Mustafa Kemal İstanbul Sarayburnu’nda ilk kez şapka giyer.
  • 9 Ağustos 1928 Gazi Mustafa Kemal Sarayburnu’nda yeni Türk Alfabesi ile ilgili konuşma yapar.
  • 12 Nisan 1931 Gazi Mustafa Kemal Türk Tarih Kurumunu kurar.
  • 12 Temmuz 1932 Gazi Mustafa Kemal Türk Dil Kurumunu kurar.
  • 16 Haziran 1934 Büyük Millet Meclisi bir yasa geçirerek Gazi Mustafa Kemal’e “Atatürk”; soyadını verme kararı alır.

10 Kasım 1938 Atatürk vefat eder.

  1. ATA Lafını hiç sevmezdi

“Atatürk” lafını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir konuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal’de çok beğenerek soyadı olarak almıştı. Kendisine “Ata” diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı

  1. En sevdiği yemek kuru fasulye ve pilavdır.

Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayatı boyunca en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya düşkün değildi ama canı istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercih ederdi.

  1. En büyük hayali dünya turuna çıkmaktı

Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.

  1. Başucu kitabı Çalıkuşu’ydu

Binlerce kitabı vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayatı boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin´in ünlü “Çalıkuşu” romanını hep yanında taşır, her gün rast gele bir yerinden acar, birkaç sayfa okurdu.

  1. Kabul salonundaki at yavrusu

Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. “Fox” adını verdiği köpeği, Gazi`nin yatağının ayak ucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin Çankaya Köşkü kabul salonuna getirilmesini bile emretmişti.

  1. Tam bir salon adamıydı

En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. Klasik Batı müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.

  1. Gömleklerinin tümü beyazdı

Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçrede özel olarak dikilirken sonra yerli malı kullanma kampanyasına öncülük edebilmek için Beyoğlunda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.

  1. Lacivert takım elbise giymezdi

Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takım giymeyi sevmezdi.

  1. Beden ölçüleri

Boyu 1.74 idi. Hayatinin son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46´ya kadar düşmüştü. 43 numara siyah rugan ayakkabı giyerdi.

  1. Rumeli şivesi

Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumeli şivesiyle telaffuz ederdi.

  1. Hazin bir hikaye

Hayatında bir dönem çok önemli yer tutan Mustafa Kemalin evlenmesinden sonra hayatına trajik bir şekilde son veren Fikriye Hanımın mezarının nerede olduğu bilinmiyor

  1. Cumhurbaşkanlığından sıkılıyordu

Hayatının çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyor, çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını düşünüyordu.

  1. Papa’nın elçisine kendi elleriyle kıyafet hazırlatmıştır

Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleriyle sokağa çıkmaları yasaklanınca, Monsenyör Roncalli`ye kendi terzisi Kemal Milaslı eliyle bir koleksiyon hazırlattı.

  1. Kendi başına traş olmazdı

Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi.Yataktan kalkar kalkmaz odasındaki divanın üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini sigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.

  1. Düzen takıntısı vardı

Evinde, çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran eşyaları düzeltmeden rahat edemezdi.

  1. Hoşgörülüydü

Köylünün birinin gazete kağıdına sardığı tütünü içmeye çalışırken eli yanmış, “Alın bunu kendi içsin” diyerek Atatürk`e küfretmişti. Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra “Onu mahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara içmesini temin edin” dedi.

  1. Sigara pazarlığı

Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr. Fissinger günde kaç paket sigara içtiğini sormuş, Atatürk “sekiz” demişti. Doktor bunu günde iki pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek cevap vermişti:
“Ben zaten iki paket içiyorum. Bundan sonra bunu sizin izninizle yapacağım”.

  1. “Bu nasıl halkçılık?”

Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörün milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış nedenini sormuştu. Trenin milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey sinirlenmiş, “Ne de güzel halkçılık ama” demişti.

  1. “Laiklik adam olmaktır!”

İlk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya geldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş ve elini kürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti: “Adam olmak demektir hocam, adam olmak!”

  1. Kurbanları bağışlardı

Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sırtını döner yada kesilmelerini engellerdi.

  1. Yabancı dile meraklıydı

Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca´yı sonraki yıllarda geliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya Fransızca sözcükler de eklerdi.

  1. Fasulyesine poker oynardı

Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı.  Oyun sonunda kazandıklarını iade ederdi.

  1. Kan görmeye dayanamazdı

Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.

  1. Kulakları duyan tek kişi

Fransız tarihçisi Herriot Ankaraya geldiğinde Gazinin kulaklarının duyuyor olmasına şaşırmış anılarında bunu esprili bir dille anlatmıştı: “T.C`de bir tane kulakları duyan kişi var onu da Cumhurbaşkanı yapmışlar”.

  1. Bir ricası baş tacıdır

Bir gün halk arasında dolaşırken çarşaflı bir kadına rastlamış, “Hafız Hanım benim hatırım için başındaki örtüyü acar mısın?” diye sormuştu. Kadın baş örtüsünü açarak, Atatürk`ün önünde eğildi ve ellerini öptü.

  1. Bilardo ve yüzme sevdası

Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider ve bilardo oynardı.

  1. En başarılı olduğu ders matematikti

Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayatı boyunca sürdü.

  1. Yağcılara çok kızardı

Yağcılara çok kızardı. Bir akşam sofrasında kendisine gereksiz şekilde iltifat eden Abdülhak Hamit`e müdahale etti.

  1. Son yılbaşı gecesi

1937yi 1938e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile baş başa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana hediye etmişti

  1. Köşkteki güvercinlik

Kuşları çok severdi.Çankaya Köşkü`nde özel bir bakıcının ilgilendiği güvercinliği vardı.

İZMİR SUİKASTI

İzmir’de hazırlanan o alçakça suikastın sonuçsuz kalmasından sonra bir gün bize bu olayı anlatmıştı:

-“Ziya Hurşit’in beni öldürmeye memur ettiği iki zavallı vardı. Sorguları yapıldıktan sonra bunların birisini yanıma çağırdım. Odada kimse yoktu.”
Kendisine sordum:
-“Sen Mustafa Kemal’i öldürecekmişsin, öyle mi?”
-“Evet” dedi. Ben yine sordum:
-“Mustafa Kemal ne yapmıştı ki onu öldürecektin?”
-“Fena bir adammış o. Memlekete çok fenalık yapmış. Sonra bize onu öldürmek için para da vereceklerdi.”
-“Sen Mustafa Kemal’i tanıyor musun?”
-“Hayır.”
-“O halde tanımadığın bir adamı nasıl öldürecektin?”
-“Geçerken işaret edecekler, Mustafa Kemal işte budur, diyeceklerdi.”
-“Bizde öldürecektik.”
O zaman cebimdeki tabancayı çıkararak kendisine uzattım:
-“Mustafa Kemal benim, haydi al eline tabancayı, öldür”, dedim.

Adam benden bu karşılığı alınca yıldırımla vurulmuş gibi oldu. Bir süre şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra diz üstü kapanarak hüngür hüngür ağlamaya başladı.

Yahya Galip KARGI
Kaynak: Yücel Dergisi, 1948

ASKERLE GÜREŞ

Bir gezisinde, Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gördü. Çağırdı ve güler yüzle sordu:

– Sen güreş bilir misin? Yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle Mehmetçiği güreştirdi. Genç asker her zaman üstün geliyordu. Çok neşelendi, ayağa fırladı.
Ceketini çıkarıp Mehmet’e ense tuttu:
– Haydi, bir de benimle güreş! Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata’sının yüzüne hayranlıkla baktı:
– “Atam,” dedi. “Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi. Bir Mehmet mi bu işi başarır?”
Gözleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı.

Tahsin UZER
Kaynak: Millet Dergisi, 1946

YANINA ALDIĞI İLK ER

O, Samsun’a çıktığı zaman, üstü başı yırtık, postalları patlamış, silahsız bir er gördü. Yüzünün rengi bakıra dönmüş, yağlan eriyip kemik ve sinir kalmış bu Türk askeri ağlıyordu. O’na sordu:
– Asker ağlamaz arkadaş, sen ne ağlıyorsun?
Er irkildi, başını kaldırdı. Bu sesi tanıyordu ve bu yüz ona yabancı değildi. Hemen doğruldu ve Anafartalar’daki Komutanını çelik yay gibi selamladı.
– Söyle niçin ağlıyorsun?
İç Anadolu’nun yanık yürekli çocuğu içini çekti:
– Düşman memleketi bastı, hükümet beni terhis etti. Silahımızı elimizden aldı. Toprağıma giren düşmanı ne ile öldüreceğim? Kemal Atatürk, er’in omzuna elini koydu:
– Üzülme çocuğum, dedi. Gel benimle!
Ve Samsun deposunda giydirilip silahlandırarak yanına aldığı ilk er bu Mehmetçik oldu.

Burhan Cahit MORKAYA

KAHRAMAN TÜRK KADINI

17 Mart 1923 Tarsus:

Mustafa Kemal İstasyon’dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O’nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.

Milli Mücadele’deki çete giysili bir kadın, Atatürk’ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
– “Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!”
Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar.
Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:
– “Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.”

Taha TOROS

İNANMAYANLAR DA HAKLIYDILAR

Mustafa Kemal realist bir liderdi. Lekelemelerin politika kadrosunu nasıl daraltacağını ve kendisini bir avuç partizan takımı elinde bırakacağını düşünerek, açıkça bir suç işlemiş olanlar dışında yalnız kişisel değerlere saygı gösterdi. Sicil yoklamalarına rağbet etmedi. Bir gün bana:
– Kuva-yı Milliye’ye inanmayanlar da inananlar kadar haklı idiler, demişti.

Falih Rıfkı ATAY
Kaynak: Falif Rıfkı Atay – Mustafa Kemal, Mütareke Defteri, 1955

Her Cumhuriyet Bayramı’nda Atina’daki Türk Büyükelçiliğine giderek Atatürk’ün resmi önünde saygı duruşunda bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

  • Trikopis, Yenik Yunan Ordusu Başkomutanı

Dost, düşman herkesin hayran olduğu Atatürk mucizeler yaratmış, hiç kuşkusuz büyük bir lider olduğunu kanıtlamıştır.

  • Venizelos, Yunanistan Başbakanı

Şu anda hiç kimseyi değil, mucize adam Atatürk’ü görmek için neler vermezdim.

  • Mc Arthur

Birçok hükümdar ve devlet başkanıyla görüşmeler yaptım. Bunların hiçbirinin önünde Atatürk’ün karşısındaki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum.Onda büyük bir ruh kudretinin esrarı var.

  • Sir Charles Townsend, İngiliz Generali

Allah bir ülkeye yardım etmek isterse başına Atatürk gibi lider getirir.

  • Tahran Gazetesi 1939

Atatürk’ün olağanüstü dehasına, mucize zafer ve devrimlerine eş, başka bir örnek gösterilemez.

  • Kennedy

Atatürk müstesna zekâ ve yeteneği, olağanüstü zaferleriyle emperyalistleri silip süpürmüş, birçok ulusun özgürlük savaşına ışık tutmuştur.

  • Lenin

Milenyumun tek lideri Atatürk’tür. Çünkü o yılların değil asrın lideri olabilmeyi başaran tek devlet adamıdır.

  • Clinton

Atatürk ve onun tüm askerleri şimdi burada olsalardı teker teker hepsinin heykellerini dikerdik.

  • BRIAND, Fransız Başbakanı

O mucize kişiliği ve dehasıyla şimdi yaşasaydı dünyanın görüntüsü bugünden çok başka olurdu.

  • Churchill

Atatürk, tarihin Türk ulusuna ve insanlığa bir armağanıdır.

  • Klus LİEBE

Atatürk, bütün insanlık için gerçek bir onur simgesidir.

  • UNESCO

Mustafa Kemal; tüm emperyalistlerle savaşıp mucize zafer ve devrimleriyle çağdaş, modern bir ülke yaratmıştır. Biz de Kemal’i örnek almalıyız.

  • Şanghay Gazetesi 1938

Atatürk gelmiş geçmiş bütün çağların en büyük liderlerinden biri, mazlum milletleri aydınlatan bir güneş gibidir.

  • Eyüp Han, Pakistan Devlet Başkanı

Onu örnek alıp onun yaktığı meşale ve ilkeleriyle savaşarak bağımsızlığımıza kavuştuk.

  • Habib Burgiba, Tunus Cumhurbaşkanı

Atatürk, tarih boyunca gelip geçmiş en büyük devlet adamlarından biridir. O, kırk elli yıl ilerisini görerek hareket ederdi.

  • Lord Kinross İngiliz Devlet Adamı

Atatürk modern çağın yapıcısı, birçok mazlum ulusun örnek aldığı özgürlük ve bağımsızlık savaşçısıdır.

  • Nehru, Hindistan Başbakanı

Atatürk kuşkusuz yirmi asrın en büyük devlet adamı, hiçbir millete nasip olmayan büyük bir devrimcidir.

  • Ben Gurion, İsrail Başbakanı

GENÇLİĞE HİTABE

Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Mustafa Kemal Atatürk